Pazar günü Büyükada’daydım. İstanbul’da Anadolu yakasında
oturanlar için Büyükada’ya mutlaka bir kere gidilmiştir. Ya eş dost toplaşıp
hava almak için, ya 23 Nisan’da Aya Yorgi’yi duyup manastıra çıkmak için, ya
bisiklete binmek için.. Bu geziler ile Büyükada’nın evleri ün yapmıştır. Düşük (
giriş kat) ve devasa balkonlu yazlıkçı evleri gibi duran eğlenceli evler,
ahşaptan yapılmış mobilyayı andıran koyu renk cumbalı evler, kale gibi beyaz
villalar, hala kullanılıp kullanılmadığını anlamadığım kilise benzeri yapılar..
Bazılarının içinde yaşayan olup olmadığı anlaşılmayan tuhaf efsunlu havalarıyla bu sessiz evleri hızlı hızlı tarayıp geçmişimdir hep. Bu sefer bisiklet turu yaparken evlere daha bir dikkatli baktım ama. Bir çift bazen iki üç çift göz de bana baktı. Ben de manzarayı kafamın bir köşesine kaydederek bu gözleri fotoğrafladım. Adanın her köşesinde kendine bir köşe kapmış ada kedileri, her evin önünde bize göz kırpıyorlar.
![]() |
| Adada en sık rastladığım kedi cinsi bu uzun tüylü yeşil gözlü olanlar idi. Her evin kendi seçtiği bir köşesinde arkasındaki manzaranın renkleriyle karışmış öyle duruyorlardı. |
![]() |
| "Bira şişesinde kedi olsam" (Kedi Naci) |






