29 Mayıs 2013 Çarşamba

Atın Beni Denizlere

Uzun zaman sonra yazacaklarım uzun olmayacak. Burası bir nevi kuyuya bağırmak gibi oldu. Ama ben çok biriktirmeyip karşımdakilerle olayı çözdüğümden buraya dipnotcuk düşüyorum. Dışarıda sus pus olup burada ortamı germenin alemi yok.

Yurtdışına çıkmak için savaş verenler beri gelsin:

Şimdi çok açıklamadan konu ile ilgili akıllardaki "burning question"ı soruyorum; Vize alım sürecinde başvurulan tüm mercilerin (üniversitelerdeki ulik ofis, konsolosluk çalışanları, hatta ve hatta bu işi parayla yapan aracı şirketlerdekiler) sözleşmişcesine iş bitiremeyen ve bitirme gereği hissetmeyen elemanlardan oluşması acaba bir tür işe alım kriteri sonucu mudur? Bu insanlar belki de işleri doğru düzgün yapacak heveste ve kararlılıktalardır da işin gerektirdiği şartlar yüzünden bir rehavet bir başkalaşım içindedirler.
Çünkü belki de vizenin amacı kaçak işçi vb istenmeyen durumların oluşmasının yanı sıra ülkeye girecek sınırlı sayıdaki insanın mukavemeti ve sabrını ölçmektir. Elemanlar bu engelli koşuyu son ana kadar yürütebilen canlıyı seçebilmek üzere yetiştirilmiş olabilirler. Herkesi alacak değiller ya! Doğal seleksiyondan elensin 3-5..

Vize alacakların kendilerini denize koşan karetta karetta gibi hissetmesi hep bu yüzden. İşte bunlar hep Schengen hep Avrupa





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder