Kış gelince sadece gündüzler kısalmıyor muydu? Gün yine 24
saat evet. Sadece güneş erken batıyor diye biliyoruz biz. Ama şu son ay
günlerin bir kısmının birileri tarafından yavaş yavaş kimseyi uyandırmadan
kısaltıldığını düşünmeye başladım. Bu düşünce böyle romantik bir şekilde
gelişmedi emin olun. İçinde pazartesi (hatta benim için duble pazartesi)
sendromlarının olduğu, işli ödevli haftalar sonucu yavaş yavaş gelişti.Uzun zamandır işyerinde geçirdiğim saatler hep çabuk geçiyordu ama şu son ay ışık hızıyla geçmeye başladı. Sabah kahvaltımı sindirmeden öğle yemeği vaktinin geldiğini, onu sindirmeden servise yetiştiğimi fark ettim. Günü sindirmeden yatağa girdiğimde aklıma iki şey geliyor. "Bugün ne yaptım da son aldığım kitapları hala okuyamadım?" ve "Yarın ne yapmalıyım da son aldığım kitapları araya sıkıştırayım?". Bu kitap kurdu olduğumdan değil, günün kısalığına olan şaşkınlığımla ikinci moda geçemememden kaynaklanıyor. Kitaplardan referans alarak yapmam gerekenlerin gün içinde hangi eylemler arasına sıkıştırılabileceğine bakıyorum. Bu aralar bu tabloya üç boyutlu gözlükle bakmak istiyorum çünkü göremiyorum.
Peki madem gün bu kadar kısa. Biz niye uğraşıyoruz arkadaş! Ona
göre performans bekleyin. Gün kısa ayık olun bir kere.. İş ilanlarında ne diye
o kadar özellik bekleniyor?, Doçentlik kriterlerini neden abarttınız?. İkili ilişkilerde
bu titizlik, mozaik pasta yapımındaki bu zorluk da neyin nesi?
Ben en iyisi gün sıfırlanmadan z raporunu yazayım.
Z raporu: ctrl+alt+del
Bloguna afilli bir banner yapmani merakla bekliyorum.
YanıtlaSilSevgiler,
PonPon
ah keşke uğraşabilsem eskisi gibi.. Yeni yılla birlikte değişimler olacaktır ama ;)
YanıtlaSil