Kendinin dünyanın bir parçası olduğunun farkında olarak
yaşayan (farkında olmayanlar var), haberlere olup bitene tepkisiz olamayan ve
bir yerlerde ‘ben de varım, ben ne yapabilirim?’i samimiyetle söyleyebilen
insanların işi zordur. Milyonlarca insanla yaşıyoruz dünyada ve az
iki kişi ile günlük rutinimiz içerisinde tanışıyoruz. Önce ezbere konular
konuşulur, 'Havalar bozdu mu?’, ‘Yemek güzel mi?’, ‘Siz de yeni mi başadınız?
hoh hoh ho’ gibi.. Konuşma aralarında yapılan benzetmeler, cümleler
arasına sıkışmış ince espriler ele verir karşıdaki insanın duyarlılıklarını. Ucundan
biraz yakın şeylere duyarlı olduklarınızla görüşme devam edersiniz ama bir de
çoğunluk vardır. Sayıları daha fazla olan ve buna paralel olmayan bilinçleri ve
farkındalıklarıyla etrafımızı sarmış çoğunluk. Bunlar sizde fark ettikleri ince
esprileri zenginlik olarak görmez hatta rahatsız olurlar.. Bir konu hakkında
çoğunluk dışında farklı bir tepki gösterip cesurca ortaya koyduğunuz özgün
fikirleri tartışmaya gerek duymadan ötekileştirirler. Zaten milyonda bir bu
cesareti gösterip özgün olabilmiş her kişiyi, düşünceyi adeta bir
sümüklüböcekmiş gibi ezmeye çalışırlar.
Peki nedendir dersiniz bu çabaları, bu farkındasız
farkındalıkları? Ben birkaç neden sayabilirim ama bu konuya çoğunluğun gözünden
bakamam. Çünkü ben dünyanın bir parçası olduğumun farkındayım. 'Acaba çok önemli
bir şeyi gözden kaçırıyor olabilir miyim?' diye düşünüyorum. Farkındalığım hak
yemekten korktuğumdan (biraz kulluk felsefesi gibi oldu), 'asıl ben' e uygun şeyleri kaçırıyor
olabileceğimden, kendimin farkında olup kendime haksızlık etmek istemediğimden.
Çünkü her özgün kişilik (tasvip etmediğim fikirlere sahip olanlar bile) beni
kendime daha fazla yakınlaştırıyor. Dünyaya zenginlik katıp beni umutla
dolduruyor. Bu cesareti gösterebilmiş herkes bana heyecan veriyor.
Şimdi asıl konuya geleceğim. Başta bahsettiğim o az sayıda
olan ‘farkında insanlar’ diğerlerinin aksine bir konuda akılcı cümleler kuran
insanları severler, onlara hayranlık duymaktan çekinmezler. Çünkü amaç
birşeylerin farkındalığıdır. Kimin bunu sağladığının bir önemi yoktur. Bir yerlerde
düşüncelerine tercüman olan daha iyi kurulmuş cümleleri görünce üzerlerinden
bir yük kalkmış gibi olur hatta. Sorumluluğu üzerlerinden alan başka yetenekli
insanlar da vardır.. Onların farkına varmak ne güzel şeydir..
İşte ben de bu sabah SoL gazetesinde Kemal Okuyan’ın Akif Beki’yle
ilgili yazdığı bir eleştirisini okurken Akif Beki şu an ne yapıyor diye bir
arattırdım internette. Tesadüfen Uludağ sözlük'te onunla ilgili bir yoruma denk geldim. Cümleler öyle
anlaşılır idi ki kendimi çok iyi hissettim. Bu sabaha bu
cümlelerin yazarının bu ülkede yaşamasının mutluluğuyla başladım..
Sözlük’ten:
”Şu an cnn de bir haber programında, üç-dört tane kadının kürtaj ile
alakalı protesto görüntülerini izliyor. Kadınların başlarında bir otobüs dolusu polis. Bir kadın, incecik,
nazik eliyle polisin elinde tuttuğu ve kendisini itelediği kalkana bir kaç kez vurmaya çabalıyor ama o kadar
güçsüz ki, kadının elleri acıyor. Daha sonra bu kadınlar hakkında, polise şiddet suçundan dolayı üç
yıllık ceza davası açılacağı söyleniyor.
Akif efendi yorum yapıyor; ''polis görevini yapmıştır, kadınlar
suçludur. polise karşı direnmiştir.''
Ben yorum yapıyorum;
Sen adamsan, sen hakikaten imanlı bir insan isen,
ben kendimi her şehrin meydanında ayrı ayrı asacağım.”
(benibildinmi, 31.10.2012 11:49)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder