22 Kasım 2012 Perşembe

İçimizi Umutla Dolduran Cümleler..


Kendinin dünyanın bir parçası olduğunun farkında olarak yaşayan (farkında olmayanlar var), haberlere olup bitene tepkisiz olamayan ve bir yerlerde ‘ben de varım, ben ne yapabilirim?’i samimiyetle söyleyebilen insanların işi zordur. Milyonlarca insanla yaşıyoruz dünyada ve az iki kişi ile günlük rutinimiz içerisinde tanışıyoruz. Önce ezbere konular konuşulur, 'Havalar bozdu mu?’, ‘Yemek güzel mi?’, ‘Siz de yeni mi başadınız? hoh hoh ho’ gibi..  Konuşma aralarında yapılan benzetmeler, cümleler arasına sıkışmış ince espriler ele verir karşıdaki insanın duyarlılıklarını. Ucundan biraz yakın şeylere duyarlı olduklarınızla görüşme devam edersiniz ama bir de çoğunluk vardır. Sayıları daha fazla olan ve buna paralel olmayan bilinçleri ve farkındalıklarıyla etrafımızı sarmış çoğunluk. Bunlar sizde fark ettikleri ince esprileri zenginlik olarak görmez hatta rahatsız olurlar.. Bir konu hakkında çoğunluk dışında farklı bir tepki gösterip cesurca ortaya koyduğunuz özgün fikirleri tartışmaya gerek duymadan ötekileştirirler. Zaten milyonda bir bu cesareti gösterip özgün olabilmiş her kişiyi, düşünceyi adeta bir sümüklüböcekmiş gibi ezmeye çalışırlar.


Peki nedendir dersiniz bu çabaları, bu farkındasız farkındalıkları? Ben birkaç neden sayabilirim ama bu konuya çoğunluğun gözünden bakamam. Çünkü ben dünyanın bir parçası olduğumun farkındayım. 'Acaba çok önemli bir şeyi gözden kaçırıyor olabilir miyim?' diye düşünüyorum. Farkındalığım hak yemekten korktuğumdan (biraz kulluk felsefesi gibi oldu),  'asıl ben' e uygun şeyleri kaçırıyor olabileceğimden, kendimin farkında olup kendime haksızlık etmek istemediğimden. Çünkü her özgün kişilik (tasvip etmediğim fikirlere sahip olanlar bile) beni kendime daha fazla yakınlaştırıyor. Dünyaya zenginlik katıp beni umutla dolduruyor. Bu cesareti gösterebilmiş herkes bana heyecan veriyor.

Şimdi asıl konuya geleceğim. Başta bahsettiğim o az sayıda olan ‘farkında insanlar’ diğerlerinin aksine bir konuda akılcı cümleler kuran insanları severler, onlara hayranlık duymaktan çekinmezler. Çünkü amaç birşeylerin farkındalığıdır. Kimin bunu sağladığının bir önemi yoktur. Bir yerlerde düşüncelerine tercüman olan daha iyi kurulmuş cümleleri görünce üzerlerinden bir yük kalkmış gibi olur hatta. Sorumluluğu üzerlerinden alan başka yetenekli insanlar da vardır.. Onların farkına varmak ne güzel şeydir..

İşte ben de bu sabah SoL gazetesinde Kemal Okuyan’ın Akif Beki’yle ilgili yazdığı bir eleştirisini okurken Akif Beki şu an ne yapıyor diye bir arattırdım internette. Tesadüfen Uludağ sözlük'te onunla ilgili bir yoruma denk geldim. Cümleler öyle anlaşılır idi ki kendimi çok iyi hissettim. Bu sabaha bu cümlelerin yazarının bu ülkede yaşamasının mutluluğuyla başladım..

Sözlük’ten:
”Şu an cnn de bir haber programında, üç-dört tane kadının kürtaj ile alakalı protesto görüntülerini izliyor. Kadınların başlarında bir otobüs dolusu polis. Bir kadın, incecik, nazik eliyle polisin elinde tuttuğu ve kendisini itelediği kalkana bir kaç kez vurmaya çabalıyor ama o kadar güçsüz ki, kadının elleri acıyor. Daha sonra bu kadınlar hakkında, polise şiddet suçundan dolayı üç yıllık ceza davası açılacağı söyleniyor.

Akif efendi yorum yapıyor; ''polis görevini yapmıştır, kadınlar suçludur. polise karşı direnmiştir.''

Ben yorum yapıyorum;

Sen adamsan, sen hakikaten imanlı bir insan isen, ben kendimi her şehrin meydanında ayrı ayrı asacağım.”                             
                                                                                       (benibildinmi, 31.10.2012 11:49)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder