Çocukken memleketten İstanbul'a geldiğimizde ilk iş halamların
kurum kokusunun ağır olduğu (ki ben buna İstanbul kokusu derdim) Bağcılar
mevkiine gelinir, onların bir tarafı bitmek bilmez bir arsa diğer yanı dik
yokuşlu daracık bir sokak olan evlerine yerleşilir, sonra da halam tarafından
şahsıma en büyük banknot verilirdi. Bunun akabinde hemen elimden tutulup
bakkala götürülür bir tane de bardak çikolata alınırdı. Bu çocukken hep böyleydi. Halam
ve o dönemin yeğenli çocuklu anaç kadınlarının çocukları şımartma yöntemi
böyleydi. Ben halimden pek memnun cebimde kendimi zengin hissettiren küçük bir
servetle oturup çikolata yerken biraz sonra beni arsaya çağıracak yaz
arkadaşlarımı beklerdim. Geldiğim yerin düzenli evlerine zıt, bu karmaşık, algı
karıştıran yere alışma saatleri ağzımda bu çikolatanın tadıyla geçerdi. Peki neden böyle
nostalji yaptım?
Cam kavanozda satılan çikolatalardan günümüze gelen kaç
marka vardır ve tatları nasıl değişikliklere uğramıştır? Zaman geçtikçe, tükettikçe seçicileşiyor arsızlaşıyoruz. Şu an o eski bardak
çikolatanın tadını hiçbirinden almıyorum. Acaba bize uyuşturucu etkisi yapan o
çikolataların içinde şimdi olmayan birşeyler mi vardı?. Yoksa biz seçe seçe
iyice suyunu mu çıkardık bu işin.. Geri döndürülmez bir tatminsizlik başlamış olabilir. Belki uzun bir yoldan gelmenin, yolda denizi
görmenin heyecanıyla başlayan, eski bakkalların yoğun ambalaj kokulu
atmosferiyle devam eden, ilgiyle şımartılmış bir günün sonu böyle bir tat veriyordur
(beni bu havalar bozdu)
Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: prestijli misafirlik şımarıklığı
Ya, yorum gonderiyorum, gitmiyor. Bu ne is?
YanıtlaSil"Bayiliyorum, daha cok yaz" demistim.
YanıtlaSilöyle bir yerdeyim ki (ahmet kaya sesiyle) ödev, iş ve olağan istanbul trafiğinde, uzun yazmak istiyorum ama son pilimle yazıyorum inan ki :)
YanıtlaSilHan Duvarlari gibi bir yorum yazdim suraya ve silindi. Simdi azim edip tekrar yazacagim:
YanıtlaSilHarika yapiyorsun ama. Bak ben yazamiyorum bile. Neyim var neyim yoksa spora harciyorum (buna evde Alamanci usul "siport" diyorum, nasil ama).
Yazdikca beynin acilacak, goreceksin. Tipki sumuklu bir gunde icine bir kasik Vicks/buguseptil atilmis sicak su dolu bir kaseye basinda havluyla egilmis gibi, iliklerine kadar acilacaksin. Ilk postlarinin sikligindan bunu anladim.
Annemin uzak bir akrabasinin kibarlastirdigi bicimiyle sana "Tebrik koydum" diyorum.
Ay, buraya gelsen de sabahlasak hayvanat gibi. Yillik yazisina bagladim yine.
Parantezden sonra yeni paragraf yapmistim, gorunmedi hocam. (Merhaba, ben manyak adam.)
YanıtlaSilBu yorumların da ayrı bir blog konusu olur, şımartıyorsun beni. Bir dahaki gelişinde bir akşamını bana ayırmanı salık veriyorum ;)
YanıtlaSil