21 Kasım 2012 Çarşamba

Sınav kağıdı okumanın dayanılmaz hafifliği

Rutin öğrencilik yıllarımda (rutin derken  full öğrenci olduğum yıllardan bahsediyorum) sınav kağıdını doldururken yazdığımız şeylerin hoca tarafından gerçekten anlaşılmasını istiyor muyduk diye düşünüyorum şimdi.  En çok bildiğimiz soruları  ‘nerden başlasam da kafamdakini şöyle temizce, anlaşılır bir şekilde parlak parlak kağıda geçirsem’  diyerek yaya yaya yazarız. Ama ya bilmediğimiz sorular? Ucundan hatırladıklarımız ya da kopya ile kulak kabartarak duyduklarımız ve emin olamadıklarımız. Onların cevabı kağıdın bir köşesinde silinip silinip yeniden yazılan savaş alanına dönmüş bir bölgede karmakarışık, yarısı silinmiş şekilde durur. Çünkü onlar emin olamadığımız cevaplardır. Yanlış olabilir, kopya olduğu anlaşılabilir, saçma bulunup dalga geçilebilir en çok da ‘belki doğrudur ama eksikse anlaşılmasın’ ümidiyle siliktir. Çünkü hoca eksik olduğunu anlamayabilir, oradan yırtılabilinir belki.


Bugün okuduğum sınav kağıtları da bu saydığım tüm olasılıkların kaygılarıyla doluydu. Silik yazılar hakkında  hocaların ne düşündüğünü şimdi daha iyi anlıyorum.  O kargacık burgacık, yarı silinmiş, hatta son kelimesi bile olmayan, öğrencinin ‘hoca buradan gerekli bilgileri toplasın’ umuduyla yazdığı cümlelerin akıbetini gördüm notlarken. Hepsine değer verilip okunuyormuş meğer. Fakat uzun uzun anlatmanın bir anlamı yokmuş. Hoca içinden gerekli bilgileri bir virüs programı çalışması disipliniyle damıtarak notlandırıyormuş. Gerçekten umduğumuz gibiymiş

Her hocanın sınav kağıdından beklentisi aynı mıdır bilememen ama bir fikir yürüteceksem, takdir gören kağıtlar bilgiyi özgün bir biçimde veren kağıtlar kanaatimce (Yüzlerce öğrencisi ve okunacak sınav kağıdı olan bir hoca, haliyle işinin kolaylaşmasını istediği için bir örnek, ders notlarıyla cümlesi cümlesine doğru bilgileri içeren bir sınav kağıdı görmek istiyor olabilir tabii). Kopya çekildiyse bile birebir çekilmediğinin bir göstergesidir bu. Ya da en iyi ihtimal ile öğrencinin konuyu kanıksadığıdır. Ben de kendime özgüydüm öğrenciyken sınav konusunda. Teknik fizik dersi sınavında boş kalan yere şöyle bir şiir yazmıştım vakti tamanında. Hoca ne düşündü hala bilmem

Bir vektörün çarpımı
Bir öğrencinin ölümü
Unutulur dalından düşen son turuncu meyvesi hurma ağacının
Seni ne çok severdik   

2 yorum:

  1. Bu blogu cok sevdim, hep sevecegim. Yazma istikrarini goreyim hele, seni Elmosdiyorki'de sag tarafta yer alan es dost kismina da ekleyecegim. Bunu boyle bilesin.

    YanıtlaSil
  2. Süper.. Ama ben eş dost kısmı nasıl açıcam bilmiyorum :(

    YanıtlaSil