18 Kasım 2012 Pazar

Tüyap bana yakın mı?


Bundan tam iki sene önce bu çevresi boş arazi, dört bir yanından yaz kış dört mevsim esen bina yığınına taşındım. Çünkü iş yerime yakındı. Bu herkese uzak yerin bir tek avantajı vardı sorana söylemek için. O da bana yakın ama herkese uzak olan fuar alanı Tüyap! Özellikle de senede bir defa olan kitap ve sanat fuarı..

Nigthmare Before Christmas’taki yaratıkların bir sene boyunca bekledikleri cadılar bayramı hevesiyle üç senedir her sene beklerim bu fuarı. Ne için mi? Tabii ki sabah yaylana yaylana elimde kahve mugıyla erkenden gidip zaman kaygısı olmadan söyleşilerin her birine girmek, sanat tarafına geçip okuldan tanıdık bulup sanat sepet geyiği çevirmek sonra kitaplara koşup Boyuttu, Tübitaktı, İş Bankası Yayınlarıydı derken en son Say Yayınları’ndan Küçük Vampir serisinden iki kitabını alarak günü devirmek için. Bu sene aynı heveslerle çıkamadım evden. İstatistiklerle ilgili ödevim sabah beni fuara yollamak istemiyordu. Ama bir zahmet kalkıp giyindim ‘ben de eksik kalmayayım fuarda bu ilk hafta sonu’ diye. Meğersem bu fuar bana yakın falan değilmiş, ben iki senedir öyle kandırmışım ki kendimi. Yol kısa diye her seferinde müzik dinleyip sallana sallana gitmişim minübüste . Ne üf demişim ne püf.

Sabahın tam onunda çıktım bugün evden sallana sallana gitme umuduyla. Baktım minübüs gelmiyor sallanma tribim huzursuzluğa dönüştü çünkü Nusret Kaya’nın paneline yetişmem gerekiyordu. Minübüstü, otobüstü, yoldu, gecikmeydi derken panelin ancak yarısına girebildim. Sonra koşa koşa sanat tarafına geçtim bir soluk. Resimlere bakamadan oturdum bir dostumun yanına, iki kelam edeyim dedim hızlı hızlı. Ödev vicdani ötmeye başlayınca da mecburen kalktım suçlu suçlu. Kitaplara bakmadan hemen kaçmak istiyordum. Koşarak kaçmak..

Ne mümkün. Tam son holden geçerken ‘aa ya ödevime uygun bir kitap varsa!’ diye çılgınca bir düşünce belirdi. Holden salona koşarak girdiğimde benim için ümit kalmamıştı.'Biraz takılır saat 3 gibi eve gelirim, nasıl olsa ev yakın' demiştim sabah temiz duygularla yola çıktığımda. Saat 6 buçuk idi eve geldiğimde. Geliş yolunu anlatmak bile istemiyorum.

 'Kitap fuarına iki kitap gezer çıkarız' diye gelen varsa beri gelsin bu saatten sonra. Çünkü buraya gelen buradaki kitap, sanat ve merak şeytan üçgenine kapılıyor. O yüzden iki gezer çıkarız yok!. Evereste tırmanır gibi geleceksiniz buraya, Louvre müzesine gelir gibi.. Yoksa gelirken 14. Louis tribiyle girdiğiniz yerden Seferoğlu Sıtkı gibi çıkarsınız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder