Bilinen bir sahne betimlemek istiyorum. Sabah otobüs beklersiniz,
etraf bekleyenlerle doludur; işe gidecek iş kıyafetli insanlar, hastaneye giden
teyze ve yakını, akraba ziyareti için erkenden yola düşmüş kadın ve çocukları, ortaokula
giden iki öğrenci (ortaokul mu kaldı bu arada, sorsan 8’e gidiyor, 8’de neyse artık),
erken emekli olmuş-ücretsiz uygulamaya yetişmeye çalışan-bir vukuat çıksa da konuşsak
diyen adam.. İşte bu bekleyenlerle birlikte önünüzden bir otobüs geçse ama
kimseyi almadan geçse, ilk tepki herkeste aynı olur. Bir mikrosaniye fikir
birliği. Ama sadece o kadar, daha fazlasını beklemeyin.
Bu fikir ayrıcalıkları aklınıza özgür düşünen bireyler
getirmesin. Aksine birçoğunda kafalarının yanıtlara açık kaldığı başka bir
mikrosaniyede tüm hayatları boyunca taşıyacakları önyargıları oluşturacak 2
bilgi girmiş ve sonsuza kadar kapanmış gibi. Harddiske sıkı sıkı kaydedilmiş bu
bilginin (veya değil) kaynağının çocuklukta oluştuğunu düşünmekteyim. Daha sonra
edinilecek bilgiler harddisktekini yadsıyorsa masaüstünden siliniyor. Bu ketumluk
sıradan olaylara aynı tepkiyi verdiriyor o kadar. Ama ya başka olaylar. İşte o
başka olaylara gelelim şimdi.
Geçenlerde okul çıkışı mega uyku ile tramvayda yayılmışım. Bir
durakta içeriye 25-30 yaşlarında üç arkadaş girdi ve ortadaki körüğün
köşelerine yerleştiler. İçlerinden sesi gür olan (ve 30 yıldır bu gürlüğün farkında
olmadığını düşündüğüm kişi) iş ortamını anlatmaya başladı. İş ortamındaki
ayrıntıların, içerideki 50 kişinin duyması dışında bir anormallik yoktu. Tramvayın
durakları haber veren otomatik sesi, arada ceplerden - çanta içlerinden gelen
cep telefonu sesleri, sesi gür kişinin iş hayatı ile uyur uyanık bir moda
girmiştim. Rüyalara dalarken dış sesler de rüyalara dahil oluyordu. Rüyalarda da
sesi gür arkadaş anlatmaya devam ediyordu: “- Ohooo arkadaş sen ne diyosun, iş
yeriyle geziye de gideceksin. Ben gittim çok kere. Hem de öyle Çin’e falan
gittim. Anlattım ya Çin’e gitmiştim. Orda ne kadınlar var biliyor musun?”
Gür sesli adamın konuşmalarının rengi değişti. Hani az önce sıradan
iş hayatını arada “ahahhah” diye gülerek bağırırcasına coşkuyla anlatan adam. Şimdi
birden Çin’deki kadınlardan bahsetmeye başlamıştı. Kadınlardan fahişelere sonra
sex hayatına geldi konu. Konuşmanın sıradanlığı+coşku kimseyi dürtmemişti ama
seks hayatı+coşkulu anlatım öyle zıt kaçıyordu ki içinde bulundukları duruma, sanırsınız
yerleştikleri yer tramvaydaki körük değil de iki vagonun birleştiği gürültülü
küçük bölge idi. Böyle bir konunun böyle coşkulu anlatımı dolayısı ile beni
silkip uyandırmıştı. Hatta neden olduğunu daha sonra anladığım şöyle bir tepki
verdirmişti bana “fessüphanallaaah!”
Bu tepki, benden beklenmeyecek şekilde muhafazakar gelmiş
olabilir. Verdikten sonra bana bile geldi. İşin komiği ortamdaki gerginliği
uyanırken verdiğim bu tepki tetiklemiş olacak ki biri birden atladı “Arkadaş! burası
bu türden şeyler konuşacağınız yer değil, kadın var çocuk var, sizi dinlemek
zorunda değiliz.”
sonra hemen sadede geldi:
“Bu tramvayı Kadir Topbaş
size bunları anlatın diye vermedi!”
Hoppala. İşte asıl kilit kelime çıktı. Kadir Topbaş,
dolayısı ile seçildiği parti-iktidar partisi. Neymiş adamın derdi? Belediyeciliği
övmek. Bunu yapmak için bu ortamdan daha iyisi Şam’da kayısı.
Her bir ayrıntıyı, diyaloğu bu mevzuya çevirme mesaisi
bitmez mi arkadaş.
Ne ulvi bir görevmiş çözemiyorum. Hem olayın gerisi iyice
sarpa sardı. Gür sesli kişi olayın bu şekilde gerçekleşmesine şaşırarak “dinlemeyin
öyle ise” diye yanıtladı adamı kibarca. Böyle bir mekanda bu tepkiyi beklemeyen
adamın türkiyede yaşadığı şuursuz 30 seneye mi şaşırayım, kadını-çocuğu bahane
göstererek Kadir Topbaş’ı öven adamın küfretmeye başlamasına mı..
Olay öyle saçma, diyaloglar öyle alakasızdı ki sanki
münazaralarına sıkı sıkıya çalışmış gençlere hoca son anda karşıt konuyu
savunmalarını söylemişti.
Ben sadece uykudan sıyrılmış yorgun yorgun baktım (ha adamın
küfre başlamasının akabinde “bu ne perhiz ne lahana turşusu” lafını
dokundurmadım değil, içimde tutacak değilim evet)
Sonra ne mi oldu. O kadar küfürden, Kadir Topbaş’lı
övgülerden sonra gür sesli kişi aynı gür sesiyle içinde sex geçmeyen başka bir
konu anlatmaya başladı körüğün bir ucunda. Biz de belediye başkanlarının bizden
alınan vergilerle bizlere hizmet değil bağışta bulunduklarını anlamış olarak
yolumuza devam ettik.
Tramvayda ters yönde oturarak bir süre daha gittik küfürcü
adamla..
Dipnot: “Fesuphanallah” tepkisi rüyada verilmiş, uyanınca
pişman olunmuş bir tepkidir.












.jpg)